Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Elazığ Milletvekili Gürsel Erol, TBMM’de yaptığı konuşmada bölgesel gelişmeler ve artan riskler karşısında Türkiye’de iç siyasetin gerilimini azaltacak adımlar atılması gerektiğini belirterek, ulusal birlik ve beraberlik çağrısında bulundu. Erol, Silivri’deki yargılamaların tutuksuz yapılması ve siyasi tartışmaların geri plana çekilmesi gerektiğini ifade etti.
Milletvekili Gürsel Erol, Türkiye’nin mevcut şartlarında iktidar ve muhalefetin ortak bir anlayışla hareket etmesi gerektiğine dikkat çekti. Erol, dış tehditler karşısında toplumda uzlaşmanın önemini vurgulayarak, yargı süreçlerinin tutuksuz yürütülmesi, operasyonların durdurulması ve normalleşme adımlarının atılması halinde ülkenin bu dönemi birlik içinde atlatabileceğini ifade etti.
Konuşmasına, son dönemde yaşanan saldırılarda hayatını kaybeden öğrenciler için taziye mesajı vererek başlayan Erol, Meclis’te kurulacak bir araştırma komisyonunun somut sonuçlar üretmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, İsrail’in açıklamalarını da kınadı. Erol, şunları söyledi: “Öncelikle konuşmama başlarken Şanlıurfa ve Kahramanmaraş’ta hain saldırılar sonucu canlarını kaybeden öğrencilerimize Allah’tan rahmet diliyorum, yakınlarına başsağlığı dileklerimi iletiyorum. Ayrıca, bu konuyla ilgili Mecliste bir araştırma komisyonunun kurulması da bununla ilgili Grup Başkan Vekillerinin ortak bir irade geliştirmesi de son derece önemli ve anlamlıdır. Temennimiz ve beklentimiz bu araştırma komisyonunun raporunun Meclisin raflarında beklemesi değil, ilgili bakanlıklara iletilerek çözüm yollarının aranmasıdır. Ayrıca, yine geçtiğimiz günlerde katil İsrail’in Savunma Bakanının hem ülkemizi tehdit eden hem de Sayın Cumhurbaşkanımıza kullanılmaması gereken ifadeler kullanmasından kaynaklı da İsrail’i şiddetle kınadığımı buradan belirtmek isterim.”
Erol, Türkiye’nin geçmişteki kritik dönemlerinde siyasi uzlaşının önemine de dikkat çekti. Tarihsel örneklerle, ulusal birlik ruhunun krizlerin aşılmasındaki rolünü hatırlatan Erol, “Aslında ben bu yapacağım konuşmayı, yarın Sayın Başkanımızdan gündem dışı söz istemiştim, orada konuşacaktım ama yarın Meclisin çalışmamasından ve kapalı olmasından dolayı bugün bu konuşmayı yapma ihtiyacı hissettim. Dönem dönem Türkiye tarihimizde, ülke tarihimizde krizler, kaoslar yaşanmıştır, ulusal birliğimizi tehdit eden süreçler yaşanmıştır. Bununla ilgili iki tane örnek vermek isterim. Bunlardan birincisi, İkinci Dünya Savaşı sonrası sürecin yönetimiyle ilgili İsmet Paşa bir yurt içi gezisine gider ve orada bir çocuk İsmet Paşa’ya taş atar. Çocuk, ‘Sen bizi aç bıraktın.’ der. İsmet Paşa ise, ‘Seni aç bıraktım ama yetim bırakmadım.’ der. Yani o dönemin gerçeği İkinci Dünya Savaşı’na girmemek, yurttaşlarımızın can ve mal güvenliğini korumak, ulusal birlik ve beraberliğimizi sağlamaktı.” ifadelerini kullandı.
Erol, 1974 Kıbrıs Barış Hareketi’nde de toplumsal uzlaşmanın ve iradenin önemini vurgulayarak, “Belki 1974 yılında CHP tek başına iktidar olsaydı Kıbrıs Barış Hareketi’nin yapılmasıyla ilgili siyasi bir iradenin ortaya koyulmasıyla ilgili tereddüt yaşayabilirdi ama CHP-MSP Hükûmetinin bir arada olması, toplumsal uzlaşmanın ve iradenin bir arada olması Kıbrıs’taki soydaşlarımızın can ve mal güvenliği korumak için Kıbrıs Barış Hareketi gerçekleştirilmiş ve oradaki yurttaşlarımızın can ve mal güvenliği sağlanmıştır.” dedi.
Bölgesel gelişmelere de değinen Erol, dış tehditler karşısında toplumların iç çekişmeleri bir kenara bırakarak devletin yanında kenetlendiğini belirtti. İran örneği üzerinden ulusal refleksin önemine vurgu yaparak, “Bunları niye anlatıyorum? Önümüzde bir İran gerçeği var. İran’da rejim karşıtları sokaklara döküldüğünde, orada rejim tarafından yüzlerce insan öldürüldüğü hâlde, halk dedi ki: ‘Ben rejimle olan sorunumu bir tarafa bırakıyorum, bugün devletimin ve vatanımın bölünmez bütünlüğü önemlidir ve rejime destek veriyorum.’ İşte köprülerde, stratejik yerlerde, limanlarda, enerji santrallerinde hepsi canlı kalkan oldu. Bu bir devlet kültürüdür, olması gereken de odur.” şeklinde konuştu.
Türkiye’nin benzer risklerle karşı karşıya olduğunu ifade eden Erol, iç siyasette gerilimin azaltılması ve normalleşme adımlarının atılması gerektiğini vurguladı. Tutuklu yargılamaların gözden geçirilmesi çağrısında bulunarak, “Gelelim Türkiye’ye, biz de aynı ateş içerisindeyiz. Her an her türlü riskleri yaşayabiliriz, savaşın bir parçası da olabiliriz. Bu dönemi, ben, iç siyaseti bir tarafa bırakıp, ulusal birlik ve beraberliğin sağlanması gereken bir süreç olarak değerlendiriyorum. Yarın yine iç siyasette birbirimize eleştirilerimizi getirebiliriz ve bununla ilgili yeni bir sürecin inşa edilmesi lazım. Bana göre tam da Türkiye’nin normalleşme sürecine ihtiyaç duyduğu bir dönem.” dedi.
Erol, konuşmasının sonunda, siyasi tartışmaların geri plana bırakılması gerektiğini belirterek tutuksuz yargılama ve operasyonların durdurulması çağrısını yineledi. Sürecin birlik içinde atlatılması gerektiğini ifade eden Erol, “Benim talebim, önerim, söylemim: Bu anlamda da Silivri’deki yargılamaların tutuksuz yapılması, operasyonların durdurulması, iktidarıyla muhalefetiyle devletimize, Hükûmetimize, milletimize destek vererek bu süreci kazasız belasız atlatmaktır.” sözleriyle konuşmasını sonlandırdı.
Elazığ Son Baskı – Elazığ Haberleri