Avusturalya Ortaklı Yeniköprü Madencilik Keban’ı Zehirliyor İddiaları

Elazığ’ın Keban ilçesinde, Kurşunkaya Köyü’nün de aralarında bulunduğu 10 köyün sınırları içerisinde yer alan yaklaşık 7 bin 500 dönümlük atıl maden sahası, çevre ve insan sağlığı açısından yeniden gündemde.

Avusturalya Ortaklı Yeniköprü Madencilik Keban’ı Zehirliyor İddiaları
Yayınlama: 27.08.2026
A+
A-

Elazığ’ın Keban ilçesinde, yaklaşık 20 yıldır bölgede bulunan maden atıkları ve cürufların, yağışlarla birlikte yüzey sularına karışarak Fırat Nehri’ne ulaşabileceği iddiaları, yöre sakinleri arasında ciddi endişelere yol açıyor. Bölge halkı, geçmişte işletilen maden sahalarından geriye kalan atıkların yıllardır temizlenmediğini belirterek, özellikle yağışlı dönemlerde bu atıkların bulunduğu alanlardan gelen suların tarım arazilerine ve Fırat Nehri’ne doğru ilerlediğini ifade ediyor.

“MADENCİLİĞE DEĞİL, ÇEVRE KİRLİLİĞİNE KARŞIYIZ”

Kurşunkaya Köyü Muhtarı Uğur Doğan, bölgede yaşanan sorunun yıllardır çözülmediğine dikkat çekerek, yetkililere ve ruhsat sahibi firmaya çağrıda bulundu. Doğan, “Bölge halkı olarak ortak talebimiz çok açık: Madenciliğe değil, çevre kirliliğine karşıyız. Burada yıllardır bekleyen atıkların temizlenmesini ve Fırat’ın korunmasını istiyoruz. Bu sorun artık göz ardı edilmemeli” dedi. Bölge halkı, yaşanan sorun nedeniyle Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan destek beklediklerini vurguladı.

Doğan, ayrıca Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’a yönelik de, “Deprem döneminde ilimize ve bölgemize çok önemli hizmetler yaptı. Elazığ ve Keban halkı olarak kendisini seviyoruz. Bu sorunumuzun çözümü için de bakanlığımızdan yardım talep ediyoruz” ifadelerini kullandı.

“BAKAN MURAT KURUM ÜLKEMİZİN VE ŞEHRİMİZİN GÖZ BEBEĞİDİR”

Keban halkı, yıllardır çözülemeyen maden atıkları problemi konusunda Bakan Kurum’un öncülüğünde bir çözüm bulunabileceğine inanıyor. Vatandaşlar, “Murat Kurum bizim için yalnızca bir Bakan değil, zor günümüzde Elazığ’ın yanında olmuş bir isimdir. Deprem sonrasında Elazığ için büyük ve önemli adımlar attı” diyerek, Bakan Kurum’a güvenlerinin tam olduğunu ifade ediyorlar. Keban halkı, maden atıklarının bilimsel olarak incelenmesini, Fırat Nehri’nin ve bölgedeki toprağın güvenliğinin ortaya konulmasını talep ediyor.

20 YILLIK ATIKLAR YENİDEN GÜNDEMDE

Keban’da geçmişte Etibank tarafından işletilen maden sahalarının faaliyetlerinin sona ermesinin ardından, bölgede galeriler, cüruf ve maden atıkları bırakıldığı öne sürülüyor. Yaklaşık 20 yıldır sahada bulunduğu iddia edilen atıkların, özellikle yağışlarla birlikte hareket ettiği ve yüzey sularıyla çevredeki alanlara taşındığı belirtiliyor. Muhtar Uğur Doğan, bu durumun tarım ve hayvancılığı da olumsuz etkilediğini kaydederek, “Ne hayvancılık yapabiliyoruz ne de rahatlıkla sebze ve meyve ekebiliyoruz. Buradan akan suların toprağımıza ve Fırat’a ulaşmasından endişe ediyoruz” diye konuştu.

RUHSAT SAHİBİ FİRMAYA ÇAĞRI

Bölgedeki bilgiler doğrultusunda, söz konusu maden sahasının ruhsatının Yeni Köprü Madencilik adına olduğu belirtiliyor. Şirketin ortaklık yapısının yüzde 50 yerli ve yüzde 50 Avustralyalı ortaklardan oluştuğu ifade ediliyor. Bölge sakinleri, ruhsat sahibi şirketin sahadaki geçmişten kalan atıkların temizlenmesi konusunda sorumluluk üstlenmesini talep ediyor. “Biz yeni bir madencilik faaliyetine karşı değiliz. Ancak geçmişten kalan atıkların temizlenmesini istiyoruz” diyerek, yetkililere çağrıda bulunuyorlar.

“FIRAT’A AKAN SULAR ANALİZ EDİLMELİ”

Yerel gazeteci Fethi Oruç, bölgedeki sorunun yalnızca Keban ile sınırlı olmadığını belirterek kapsamlı analiz çağrısında bulundu. Oruç, “Bu konu yalnızca Keban’ı ilgilendiren bir mesele değil; Fırat Nehri boyunca yaşayan insanlar, tarım alanları ve su ürünleri açısından da önem taşıyor” dedi. Arsenik ve ağır metal açısından kapsamlı analizlerin yapılması gerektiğini ifade eden Oruç, “Öncelikle bilimsel analizlerle ortada gerçek bir kirlilik olup olmadığı ortaya konulmalı” diye ekledi.

ESKİ MADEN GALERİLERİ İÇİN CAN GÜVENLİĞİ UYARISI

Bölgedeki sorun yalnızca çevre kirliliği iddialarıyla sınırlı kalmıyor. Kullanılmayan eski maden galerilerinin çevrede yaşayanlar ve ziyaretçiler açısından güvenlik riski oluşturduğu belirtiliyor. Bazı galeri girişlerinin kapatıldığı, ancak bu önlemlerin yeterli olmayabileceği ifade ediliyor. Muhtar Doğan, uzman ekipler tarafından eski galerilerin kontrol edilmesini ve gerekli güvenlik önlemlerinin alınmasını istedi.

BALIKÇILIK VE TARIM DA RİSK ALTINDA

Keban ekonomisinin önemli unsurlarından biri olan kafes balıkçılığı ile Fırat Nehri’nden yapılan tarımsal sulama da bölgedeki olası kirlilik iddiaları nedeniyle gündeme geliyor. Su Ürünleri Birlik Başkanı Gökhan Elgin, Fırat’ın su kalitesinin balıkçılık sektörü açısından hayati önem taşıdığını belirterek, “Olası bir ağır metal veya arsenik kirliliği söz konusu olursa bunun hem su ürünleri hem de insan sağlığı açısından sonuçları olabilir” dedi. Bu nedenle bölgede gerekli analizlerin yapılmasını ve herhangi bir risk varsa kaynağının ortadan kaldırılmasını istediklerini vurguladı.

BAKANLIKLARA 5 MADDELİK ÇAĞRI

Keban halkı ve bölgedeki sivil toplum temsilcileri, yetkililerden şu adımların atılmasını talep ediyor: Maden sahasında kapsamlı çevre denetimi yapılması; toprak ve yüzey sularından bilimsel yöntemlerle numune alınması; Fırat Nehri’nden farklı noktalarda su numuneleri alınarak ağır metal ve arsenik analizlerinin yapılması; geçmişten kalan maden atıklarının hukuki sorumluluğunun belirlenmesi ve gerekli temizleme çalışmalarının başlatılması; eski maden galerinin güvenlik açısından uzman ekiplerce incelenerek gerekli önlemlerin alınması.

“FIRAT’I KİRLETME LÜKSÜ KİMSENİN YOK”

Bölgedeki çevresel endişelerin köylerin geleceği açısından kaygı yarattığını belirten Muhtar Uğur Doğan, genç nüfusun göç ettiğini ve köylerin giderek boşaldığını savundu. Doğan, “Bölge halkı olarak maden atıklarının kaderine terk edilmesine sessiz kalmayacağız. Gerekirse hukuki haklarımızı da kullanacağız. Biz çevreye saygılı madencilik anlayışını savunuyoruz. Yerli veya yabancı hiçbir firmanın Fırat’ı kirletme lüksü olmamalı” diyerek, bu atıkların temizlenmesini istediklerini ifade etti. Keban’da gündeme gelen iddiaların ardından gözler, ilgili kamu kurumlarının yapacağı incelemelere ve sahadan alınacak numunelerin sonuçlarına çevrildi.

AVUSTRALYA’DA AYNI ÇEVRE İHLALİ YAŞANSAYDI NE OLURDU?

Keban’da gündeme gelen maden atıkları ve olası çevre kirliliği iddiaları, şirketin Avustralyalı ortaklarının da bulunması nedeniyle farklı bir açıdan da tartışılıyor. Avustralya’nın Yeni Güney Galler (NSW) eyaletinde benzer bir çevre ihlali gerçekleşseydi, işletmeciyi bekleyen yaptırımlar oldukça ağır olabilirdi. NSW Çevre Koruma Otoritesi’ne (EPA) göre, en ağır çevre suçları arasında değerlendirilen ihlallerde, şirketlere 10 milyon Avustralya doları, kişilere ise 2 milyon Avustralya doları ceza verilmesi söz konusu olabiliyor.

2026 yılında yaşanan örnekler, bu ceza sisteminin yalnızca kâğıt üzerinde kalmadığını gösteriyor. Örneğin, NSW’deki Clarence Colliery kömür madeninin, arıtılmamış maden suyunun Wollangambe Nehri’ne bırakılmasıyla ilgili beş çevre suçundan mahkûm edilmesi sonucu 815 bin Avustralya doları ceza ödemesine karar verildi. Benzer bir şekilde, Broken Hill’de faaliyet gösteren bir başka maden de yeterli toz kontrolü sağlamadığı gerekçesiyle cezalandırıldı.

Keban’daki iddiaların bağımsız kurumlar tarafından doğrulanması halinde, çevreye kontrolsüz biçimde kirletici salınımı olduğu ve bunun NSW’deki ilgili suç kategorilerine benzer nitelik taşıdığı ortaya çıkabilir. Ancak burada önemli bir ayrım mevcut: Bir maden sahasında arsenik veya başka bir ağır metalin bulunması tek başına suç oluşturmaz. Asıl belirleyici olan; bu maddelerin çevreye kontrolsüz şekilde yayılıp yayılmadığı ve çevresel zararın boyutudur. Bu nedenle Keban’daki iddiaların hukuki açıdan netleşmesi için öncelikle sahadan, yüzey sularından, topraktan ve Fırat Nehri’nden bilimsel yöntemlerle numune alınması ve bağımsız analizlerin gerçekleştirilmesi gerekiyor.

Bölge sakinleri, geçmişte kalan atıkların çevreye zarar verip vermediğinin bilimsel olarak ortaya konulmasını, sorumluluğun belirlenmesini ve gerektiğinde temizleme ile rehabilitasyon çalışmalarının başlatılmasını talep ediyor. Onlar, “Avustralya’da çevreyi kirleten bir maden işletmesine karşı bu kadar ağır yaptırımlar uygulanabiliyorsa, burada da çevrenin korunması ve sorumluların belirlenmesi konusunda aynı hassasiyet gösterilmeli” şeklinde çağrıda bulunuyor.


Elazığ Son Baskı – Elazığ Haberleri

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.