Mustafa Kemal ATATÜRK

Yayınlama: 19.02.2026
A+
A-

Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü İngiliz sevmez, Almanı Yunanı, Fransızı ,Amerikalısı ve niceleri sevmez sevemez ; Çünkü onları her anlamda en güçlü oldukları dönemde bile tarihte görülmemiş ve görülmeyecek bir hezimete yenilgiye ve buhrana uğratmış, hallaç pamuğu gibi darmadağın paramparça etmişti. Yüzölçümümüzü 480 bin km2 olan kabul edilmiş Sevr anlaşmasının haritasını yırtıp atmış hepsine ve herkese rağmen 783 km2’lik sınırı çizip Lozan ile Dünya’ya kabul ettirmiş ve sabitlemiştir. Ayrıca Musul ve Kerkük’ü maddelerin arasın koydurmuş Irak’ın toprak bütünlüğünün bozulması halinde Musul ve Kerkük’ün TÜRK topraklarına ilhak edileceği yazılmıştır. Buna rağmen TÜRK olup da Ulu Önder ATATÜRK’ü sevmeyenlere bir bakın; ya İngilizlerin kurduğu tarikatlardan birinin mensubu olup dine hizmet ettiğini düşünen cahiller yada kendisini ve atalarını iyi bilen yukarıda saydığım milletlerin artıkları onlardan peydahlanan tohumlardır. Herkesle bir şekilde oturur konuşurum anlaşırım lakin ATATÜRK’ü sevmeyenle hiçbir yerde işim olmaz, onlar Vatanını milletini sevmeyen Düşman olan hainler ile aynı fikirdedirler, zira bu topraklarda halen İSLAM var ise TÜRK milleti var ise Rahmetli ATATÜRK ve silah arkadaşları sayesindedir. Lütfen Yazılarımı okuyan Atatürk düşmanı var ise beni ve yazılarımı hemen hayatından çıkarsın.
Ne mutlu TÜRK’üm diyene…

Yazarın Son Yazıları
Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 1 Yorum
  1. Ekrem ERENSOY dedi ki:

    19 sayısının gizemi tam burada başlar:
    1 ilk adımı, bir tohumu, başlangıcı anlatır.
    9 ise tamamlanışı, döngüyü, emeğin kemale ermesini.

    Bilinçaltına gönderilen bu kadim mesaj şudur:
    “Başladığın işi bitireceksin.”
    Belki Atatürk’ün 19’u hayatının, mücadelesinin ve devrimlerinin dokusuna bu kadar bilinçli şekilde işlemesinin nedeni de budur:
    TÜRK’ün kaderi yarım bırakmak değil, sonuna kadar gitmektir.

    TÜRK olmak;
    başlamakla yetinmeyip tamamlamayı göze almaktır.
    Zorlaşınca yön değiştirmemektir.
    Korkuyu reddetmeden ama ona teslim olmadan yürümektir.
    Gücünü başkasını yenmekten değil,
    her gün kendi sınırını aşmaktan alır.

    Bu toprakların ruhu hep aynı şeyi öğretir:
    Başlanan iş, bitirilecektir.
    Çünkü buranın insanı bilir ki zafer, yolda tökezlemeyenlere değil,
    her düştüğünde yeniden kalkanlara aittir.

    19’un sırrı aynı zamanda insanın öze ulaşmak için kendi içinde aştığı katmanları da gösterir.
    Her bir “kat”, korku, keder, öfke, kıskançlık, yorgunluk ve nefsin bin bir haliyle yüzleşilen bir sınavdır.
    Bu sınavlardan vazgeçmeyerek geçenler “19’lardan” sayılır;
    seçilmiş oldukları için değil,
    kendilerinden vazgeçmedikleri için.

    Ancak burda yine sınav bitmemektedir.
    Kişi ışığını bulunca yeni bir gölgeyle karşılaşır:
    “Bu ışığı kendini parlatmak için mi kullanacaktır,
    yoksa başkalarının yolunu aydınlatmak için mi?” işte asıl soru budur.

    Bilge Türk konseyi