21 Eylül KOÇ KATIMI VE GÜZ BAYRAMI EKİNOKS DÖNGÜSÜ KUTLU OLSUN

Yayınlama: 21.09.2026
A+
A-

KOÇ KATIMI NEDİR ;NEDEN ÖNEMLİDİR.?

Türk töresine göre oluşmuş Türkçe üretim ve yaşam biçimine göre dört önemli kut alma şenliği (bayramı) vardır.

1 ) 21 Eylül KOÇ KATIMI (Bazı yörelerde son yaz ,güz bayramı olarak da bilinir) Gece ve gündüz eşit

  1. 21 Ararlık NAR TUGAN ( Doğan güneş ,Ayaz ata olarak da bilinir) En uzun gece
  2. 21 Mart YENİ GÜN (Nevruz) Gece ve gündüz eşit
  3. 21 Haziran KIZIL GÜNEŞ (Ataların ruhuna saygı ) En uzun gün.

Bunlardan birisi olan koç katımı ,(son yaz,güz bayramı ) kut alma şenliğidir.

Türk soyluların yaşam biçiminde doğa temel unsur olarak yer alır.Bu düşünceye göre doğa,iki yöntemle kişinin yaşamının kolaylaşmasını sağlar.

Birincisi toprağın altının üretime geçmesiyle oluşan artı değerdir ( bu konu 21 mart yeni gün ile ilişkili olduğu için günü geldiğinde işleyeceğiz)
İkincisi de toprağın üstünde ki canlıların üretime geçmesiyle elde edilen artı değerdir.

Toprağı üstünde , kişi (insan) yaşamında önemli yer tutan hayvanların yavrulama (kuzulama) zamanına hazırlıkta denilen bu durum ,Türk soylular da bir şölen olarak kutlanır.

Avcılık,toplayıcılık evresinden sonra ( Diğerleri,Türk dışı unsurlar bu evreden sonra köleciliğe geçmişler ve binlerce yıl kölecilikle yaşamışlardır) toplumsal yaşamın gereği olarak hayvanların evcilleştirilmesiyle birlikte , hem hayvanların daha verimli hale getirilerek toplumsal yaşam içinde ki önemi vurgulanır,hemde elde edilecek olan artı değerin paylaşımında ki adaletsizliğin ortadan kaldırılmasına katkı sağlanmış olunur.

KOÇLARI SÜSLEMEK

Katım günü yaklaştıkça koç sahiplerinde de bazı hazırlıklar başlar.

Valalar koyunları süslemek içinde boyalanır.

Evler temizlenir , koç ile koyunun karışacağı gün için yemeklerin hazırlığına başlanır.

Koyunların küçük çocuklar arasında paylaşımı yapılır ve doğacak kuzuların onların olacağı algısı genç beyinlerin bilinç altına kazınır.

Gençliğe sahiplenme ve üretimin ne kadar gerekli olduğu uygulamalarla gösterilir.

Evin kızı, gelini koç bezeyi denilen renkli örgü ve süsleri hazırlamaya başlamış olurlar.

Koçların boynuzlarına ve boyunlarına takılacak meyveleri iplere dizerler.

Köylerde sürü sahipleri toplanıp koç katımını ve o yıl ki sürü idaresini konuşur, anlaşırlar.

Köy genellikle bir mahallede koçu katmayı kararlaştırır.

O gün koyun sahipleri pişirdikleri yemeklerle süsledikleri koçlarla sabahın erken saatlerinde katım yerine giderler.

Koçlar götürülürken bazı inanışların da yerine getirilmesine son derece dikkat edilir.

Koçlar evden çıkarılmadan önce koça erkek çocuk bindirilirse o yıl doğacak kuzular erkek, kız çocuğu bindirilirse dişi doğarlar.

Koçlar katılıp yerine götürülürken aniden yol üzerine erkek veya kadın çıkarsa o yıl yola çıkanın cinsiyetine göre doğacağına inanılır.

Sürüye ilk katılan koç siyah koyunla ilgilenirse o yıl kış hafif geçer.

Koyun sürüleriyle ilgili bazı geleneklere de son derece dikkat edilir.

Yürüyen koyun sürüsünün ikiye bölünerek yürünmesinin ;
sürü içerisinden boş kova ile geçilmesinin ve doğum (döl) günlerinde evden tuz, ateş gibi şeylerin dışarıya verilmesi uğursuzluk sayılmaktadır.

Bunlar herkes tarafından bilinen ve dikkat istenen şeylerdir.

Yolda gebe kadına rastlanırsa o yıl koyunların ekseriyetle ikiz doğuracağına inanılır.

Helva konması, kuzuların beyaz olması ve hayvanların iyi geçinmeleri içindir.
Koç, önce beyaz koyuna giderse, bu durum o yıl beyaz kuzunun çok olacağına ilişkin yorumlanır.
Koç bu halde koyunların arasına salınır

Koç katım günü köyün neşeli günlerinden biridir.
Katım için koçları götürürken silah atma, oyun oynama, türkü söyleme davul zurna eşliğinde oyunların oynanması gibi gelenekleri de de yerine getirirler.

Beyaz tülbentin içine bir miktar helva konur, bu tülbent bir koçun başına bağlanır.

.Helva konması, kuzuların beyaz olması ve hayvanların iyi geçinmeleri içindir.

Koç, önce beyaz koyuna giderse, bu durum o yıl beyaz kuzunun çok olacağına ilişkin yorumlanır.

Koç bu halde koyunların arasına salınır

Daha önceden derlenmiş olan bir başka uygulama ise şu şekildedir:

Koç Katımı, eylülün yirmisinden yirmi beşine kadar sürer.

Sürü sahibi siyah bir elbise giyer.
Siyah elbise, siyah koyunun makbul olmasından ileri gelir.
Sürü sahibi giydiği siyah elbisenin yanı sıra başına da beyaz bir eşarp bağlar.
Bunun sebebi koyunların gövdesinin siyah, alınlarının beyaz olmasını sağlamaktır.

Sürü sahibi, iki kez “Hep dişi bir erkek, hep dişi bir erkek” diyerek koçu, koyunların arasına katar.

Koç katımı günü mahalli takvimde de önemli bir yer tutmuştur.
Çobanlar yanaşmalar ona göre hesap yılını anlaşır ve konuşurlar.

Yayla yerlerinde koyunculuk yapanlar koç erken katıp koyunun ilk baharda otluğa çıkmadan doğurmasını hesaba katarlar.
Gelenekler iklim ve yöre koşullarına göre değişiklik gösterebilir.!

Burada asıl değinilmesi gereken konu ise,dört kut alma şenliğinde belirlenen sıra yıl (tarih) günlerinin günümüzden binlerce yıl öncesinden belirlenmesi ve uygulanmasıdır.!?

Yüzlerce yılın bedevi esaretiyle bilinç altına yerleştirilen ve bazı kesimlerce de benimsenen Türkler “barbardır,yağmacıdır” (!) söylemleri sonucunda üretimden uzaklaşılmış,emeğe ve de doğaya saygı ötelenmiştir.!

Türk soylular hazırcılığa alıştırılarak ,neredeyse gelecek kuşakların enerjisi bu günden yok edilmiştir.

Bizler Türkçe yaşam dediğimizde , ne acıdır ki kendilerine “ülkücü,milliyetçi,Türkçü” diyen kesimlerce “vatan elden gidiyor ,önce vatanı kurtaralım” gibisinden bilimle,akılla bağdaşmayacak söylemlerle günlerimizin boşa geçirilmesine de ön ayak olmuşlardır (solun yada bedevicilerin söylemleri zaten belli ve bziler için önemsizdir)

Sanayi devrimini yapamamış olan Türk ulusu , çarpık gelişmenin bedelini hayvancılık ve tarımda da ödemek zorunda kalmıştır.

Oysa yer yüzünde dört farklı iklimin yaşandığı çok özel bir konuma sahip olan ülkemiz de var olması gereken “Türk devlet” geleneğimiz, töreden gittikçe uzaklaşmış adeta üretim yerine tüketim çılgınlığına da sürüklenmiştir.

Ekonomik bağımsızlığı olmayan bireylerin nasıl birilerine “mahkum” olduğu gün gibi ortadayken ,devletlerin ekonomik gücünün olmaması durumunda bundan etkilenmemeleri de olanaksızdır.!?

Uluğ Başbuğ ATATÜRK ;özellikle bir devletin tam bağımsız yaşayabilmesi ekonominin ne kadar gerekli olduğunu her fırsatta dile getirmiş ve düşüncesinin uygulamalarını da yaşam alanlarında göstermekten de geri durmamıştır.!

“Kurtuluş ve bağımsızlık için yaptığımız savaşı tamamlamak ve Tanrı’nın milletimize doğuştan verdiği yetenek ve kabiliyeti en yüksek derecede geliştirmek ve memleketimize bağışladığı bütün kuvvet ve servet kaynaklarından en iyi biçimde faydalanarak zayıflığımızın sebeplerini yok etmek için, bundan böyle hiçbir fırsat ve zamanı ziyan etmeyerek çalışmaya mecburuz.
Hayat demek ekonomi demektir.
Çünkü millet yoksul kaldıkça hiçbir şey yapamaz. İlk önce zengin olmalıdır. Çünkü herşeyi yapan paradır.
Öncelikle ekonomiye önem vermek lazımdır.
Ekonomide faydalı olabilmek için ise teoriler ve kavramlar ile vakit geçirecek zamanımız kalmamıştır.!”
Uluğ Başbuğ ATATÜRK

Biz koç katımı kut alma etkinliğinin önemine vurgu yaparken bir eğlence yada her hangi bir sıradan kutlama diye önemsemiyoruz.!

Bir şenlik nedeniyle yok olmak üzere olan tarım ve hayvancılık sektörümüzün yeniden ayağa kaldırılarak kendi kendisine yeter hale gelmemizin yollarını arıyoruz.!

1923 Kemalist Türk devrimin yaşam alanlarında ortaya koyduğu
Aç olanın doyurulup çıplak olanın giydirildiği Türkçe yaşama yeniden ulaşmak umuduyla…

Özgür ve düşünerek üreten birey ,tam bağımsız devletin temelidir.!!

Türk soylularn
saygınlığınızla anılın.

Türkçe Yaşam haraketi.

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.