Aksa’ya Sahip Çık!

Elazığ İHH’dan yapılan açıklamada ‘ilk kıblemize zincirler vuruluyor ve modern dünya, tarihin en büyük ‘inanç ve yaşam hakkı’ ihlaline, küresel bir şantaj sarmalının gölgesinde seyirci kalıyor’ ifadelerine yer verildi.

Aksa’ya Sahip Çık!
Yayınlama: 18.03.2026
A+
A-

Mescid-i Aksa’ya sahip çıkmak amacıyla yapılan açıklamalarda, insanlığın ortak mirasına ve inanç özgürlüğüne yönelik saldırıların kınandığı vurgulanıyor. “Bugün burada sadece bir kınama mesajı yayınlamak için değil; insanlığın ortak mirasına, inanç özgürlüğüne ve uluslararası hukukun temel taşlarına vurulan baltayı deşifre etmek için toplandık,” ifadeleriyle başlayan açıklama, İslam dünyasının yaşadığı derin acıyı dile getiriyor. İslam’ın ilk kıblesinin çağdışı bir duruma maruz kaldığı, modern dünyanın bu duruma sessiz kaldığı belirtiliyor.

Açıklamada, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nden Cenevre Sözleşmeleri’ne kadar olan tüm uluslararası metinlerin, her bireyin ibadet etme ve dini vecibelerini yerine getirme hakkını tanıdığına dikkat çekiliyor. İbadethanelerin, savaşın en kanlı anında bile dokunulmaz olduğu vurgusu öne çıkıyor.

İşgalci İsrail’in, 18 gündür Mescid-i Aksa’nın kapılarını Müslümanlara kapattığı ifade ediliyor. Kudüs Valiliği ve Filistinli yetkililerin de belirttiği üzere, bu kadar uzun süren kapatma dalgası tarihsel bir emsal teşkil ediyor ve Ramazan ayının manevi yoğunluğunda bu durumun yaşanması, insanlık adına büyük bir utanç olarak tanımlanıyor. Mescid-i Aksa’nın kapılarına kilit vurulması, ibadet edenlerin darp edilmesi ve Harem-i Şerif’in postallarla çiğnenmesi, tüm insanlığın ortak değerlerine karşı işlenen bir terör eylemi olarak nitelendiriliyor.

Ayrıca, Kudüs’te ibadet hakkını gasp eden el ile Gazze’de çocukların üzerine tonlarca bombanın yağdırıldığı elin aynı kirli merkezden yönetildiği vurgulanıyor. Gazze’de yaşanan katliamların insani değerleri hiçe saydığı, şehirlerin enkaza dönüştüğü ve şehit sayısının 72 bini aştığı belirtiliyor.

İsrail’in, modern silahların yanı sıra, suyu keserek ve gıda ambargolarıyla bir halkı yok etme amacını güttüğü, bu durumun sistematik bir “açlık soykırımı” olarak tanımlandığı aktarılıyor. Bebeklerin açlıktan öldüğü, ameliyatların anestezi olmadan yapıldığı bir ortamda, bu duruma sessiz kalanların da suç ortağı olduğuna dikkat çekiliyor. Gazze direnişi, sadece bir toprak parçasının değil, insanlık onurunun son kalesi olarak değerlendiriliyor.

Filistin topraklarındaki zulmün, tüm coğrafyayı etkileyen bir ateş çemberine dönüştüğü ifade ediliyor. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik hava saldırılarının bölgeyi felakete sürüklediği, bu saldırıların aslında İsrail’in “Büyük İsrail” hayallerine zemin hazırlamak için yapıldığı belirtiliyor. Emperyalist güçlerin yürüttüğü bu sömürü politikalarının, masum insanların hayatına mal olduğu vurgulanıyor.

Ortadoğu’daki müdahaleci politikaların, bölge halklarını birbirine kırdırmayı amaçladığı ve bu durumun insanlığı hedef alan bir kirli aklın ürünü olduğu ifade ediliyor. Bugün Gazze’de yaşanan katliamlar ve Mescid-i Aksa’nın kapılarının kapatılması karşısında Batı dünyasının sessiz kalması, önemli bir dış politika tercihi olarak değerlendiriliyor.

Kendi halklarına “demokrasi ve insan hakları” dersi verenlerin, çocuk istismarı ve gizli ilişkilerle kurulan ağlar içinde rehin alındıkları belirtiliyor. Bu durum, Batılı liderlerin neden soykırımları durdurmak yerine katliama silah taşıdığı sorusunu gündeme getiriyor. “Kirli dosyalarla elleri kolları bağlanmış olanlar, Filistinli mazlumların hakkını savunamazlar!” ifadesiyle, sessizliğin ardındaki utanç verici bağımlılıklar sorgulanıyor.

Tüm dünyaya bir çağrı yapılarak, “Mescid-i Aksa’nın kapılarını derhal açın! İlk kıblemiz üzerindeki necis ellerinizi çekin!” deniliyor. Ayrıca, kınama mesajlarının ve içi boş sözlerin bir anlamının kalmadığı, günün birlik olma günü olduğu ifade ediliyor. Filistin ablukasını kırmak için geçmişte birçok girişim yapıldığı ve bu çabaların devam edeceği, “Özgürlük ve Sumud Filosu”nun nisan ayında Akdeniz’e açılmayı planladığı belirtiliyor.

Sonuç olarak, Mescid-i Aksa’nın özgürleşmesi ve Gazze’deki çocukların korkusuzca gökyüzüne bakabilmesi için durmayacakları ve geri adım atmayacakları vurgulanıyor. “Yaşasın Özgür ve Bağımsız Filistin!” ifadeleriyle son buluyor.


Elazığ Son Baskı – Elazığ Haberleri

Bir Yorum Yazın

Ziyaretçi Yorumları - 0 Yorum

Henüz yorum yapılmamış.