Türkçülük, yeryüzündeki tüm Türklerin soy, dil, ekin (kültür) ve ülkü (ideal) birliğini savunan sarsılmaz bir düşünce akımıdır. Bu ulusal uyanışın kökleri, Orhun Yazıtları’nda Bilge Kağan’ın ulusuna seslenişine dek uzanır. On dokuzuncu yüzyılda yıkılışa sürüklenen devletlerin dar boğazından çıkış yolu arayan Türk aydınları, geçmişin belgelerini bilimsel bir yöntemle inceleyerek öz kimliklerine dönmüşlerdir. İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, işte, düşüncede birlik” çağrısı, bu bilincin ateşini yakan en önemli kıvılcımlardan biri olmuştur. Bu dönemde yapılan derin araştırmalar, Türk ulusunun köklü geçmişini ve zengin ekinini gün yüzüne çıkararak Türkçülük düşüncesine sarsılmaz, bilimsel bir dayanak sağlamıştır.
Bu ulusal uyanış, Yusuf Akçura ve Ziya Gökalp gibi büyük düşünürlerin emekleriyle dizgeli (sistemli) bir kurama dönüşmüştür. Akçura’nın yazdığı, dönemin yönetimsel çıkmazlarına karşı Türk birliğini tek aklayakın (mantıklı) yol olarak gösteren yapıtlar, Türkçülüğün siyasal çerçevesini çizmiştir. Ziya Gökalp ise bu düşünceyi ekin ve toplum bilimsel açılardan temellendirerek, Türk ulusunun kendi öz değerlerinden kopmadan çağdaş bir uygarlık kurması gerektiğini savunmuştur. Türkçülük, yabancı etkilerden bütünüyle arınmış bir dil, ortak bir geçmiş bilinci ve boylar arasındaki sarsılmaz bağların güçlendirilmesi üzerine kuruludur; temel ereği (hedefi) Türk soyunun erkin (bağımsız) ve gönenç (refah) içinde yaşamasıdır.
Turancılık ise, Türkçülük ülküsünün ulaştığı en yüce aşama, sınırları aşan kutlu bir birleşme düşüdür. Yalnızca Anadolu, Kafkasya ya da Orta Asya’daki Türkleri değil, Ural-Altay soyundan gelen tüm boyları tek bir çatı altında toplamayı amaçlayan bu ulu erek, adını Türklerin söylencesel (efsanevi) ana yurdu “Turan”dan alır. Turancılık , yalnızca duygusal bir özlem değil; yer siyasal (jeopolitik) ve soy bilimsel (genealojik) kanıtlara dayanan, büyük bir birliğin yeryüzündeki güç dengelerini Türk’ün yararına değiştireceğini öngören derinlikli bir bakış açısıdır. Geçmiş belgeler, Turan coğrafyasının tek bir ulu hakanlık altında birleştiğinde yeryüzüne nasıl yön verdiğini, bilimsel gerçekliklerle açıkça göstermektedir.
Türkçülük ve Turancılık; geçmişten aldığı güçle geleceği aydınlatan, bilimin ışığında yol alan ve Türk ulusunun sonsuz yaşama gücünü yansıtan kutlu bir ülküdür. Bugün bağımsız Türk devletleri arasında kurulan siyasal, akçalı (ekonomik) ve ekinsel ortaklıklar, bu yüce düşüncenin gerçeğe dönüşme yolunda attığı gözle görülür adımlardır. Türkçü bakış açısıyla geçmişimizi bilimsel bir titizlikle okumak, gelecekte kurulacak büyük Turan birliğinin çelikten temellerini oluşturacaktır. Türk soyu, öz değerlerine sıkıca sarılarak ve aklın, bilimin yolundan hiçbir zaman ayrılmayarak kendi aydınlık yarınlarını yine kendi elleriyle kuracaktır.